Lokasyon - Susesi Luxury Resort
+90 (242) 710 2400info@susesihotel.comBrand new way to be yourself
KALEİÇİ MARINA
Antalya'nın eşsiz tarihi ve doğal güzellikleri, Kaleiçi Marina'da kolaylıkla bir arada bulunabilir.
DÜDEN ŞELALESİ
Lara'da, falezlerin üzerinden büyük bir gürültüyle denize dökülen Düden Şelalesi, ziyaretçiler için görülmeye değer bir manzara sunmaktadır.
KAPUTAŞ PLAJI
Turkuvaz'a adını veren Antalya, sizi muhteşem renkleri ve doğal plajlarıyla büyüleyecek.
ANTALYA AKVARYUMU
Dünyanın en uzun sualtı tüneline sahip olan Antalya Akvaryumu, zengin faunası ve görsel cazibesiyle gerçek bir başyapıttır.
BELEK
BELEK TURİZM BÖLGESİ

“TÜRK RİVİERASI’NIN GÖZBEBEĞİ: BELEK”

Belek, Akdeniz sahillerinde, Antalya’nın 30 kilometre doğusunda yer alan dünya standartlarında bir turizm merkezi olarak öne çıkmaktadır. Çam ağaçları arasında ve kumlu-ince çakıllı 17 kilometrelik bir sahil kesiminde uzanan Belek, pek çok lüks otel barındırmaktadır. Türkiye’de öncüsü olduğu deniz, güneş ve kum konseptiyle turizmin önemli bir parçasıdır. Roma şehri Perge ve Aspendos Amfi tiyatrosu da Belek’e yakın konumdadır. Yine yakın çevresinde, Manavgat Şelaleleri ve Side bulunmaktadır.

Türk turizminin 1990’lı yılların başında kendine model olarak çizdiği ve ülkenin güney ve batı sahilleri tarafından benimsenen deniz-güneş-kum konseptinin önemli bir parçasıdır. Belek’de şu an toplam 47 adet beş yıldızlı otel ve 5 yıldızlı tatil köyü ile golf kulübü bulunmaktadır.

Kıyılarında yaşanan ılıman iklimi sayesinde yıl boyunca golf oynamaya elverişli olan Belek’te yoğunlaşan golf sahaları, etraflarındaki lüks konaklama tesisleri ve diğer imkânlarıyla golf oyuncuları için ideal bir seçenektir. Belek, son yıllarda artan tesis sayısıyla Golf sporuyla özdeşleşti. Belek’de 10 adet golf tesisi ve 14 adet saha hizmet vermektedir. Uluslararası niteliklere sahip golf sahalarıyla yurt dışından çok sayıda turistin gözdesi haline gelen Belek, bu sayede ülke turizminin en önemli gelir kaynaklarından birini oluşturuyor.

Ayrıca, 50 adet futbol sahası ve 200’ü aşkın tenis kortu ile profesyonel ve amatör sporculara hizmet sunulmaktadır. Uluslararası toplantıların yapıldığı pek çok kongre merkezi ile Belek otelleri kongre turizminde de haklı bir üne sahiptir.

Belek, sadece bir turistik tatil yöresi değil, aynı zamanda Akdeniz Bölgesi`nin doğal yaşam karakteristiğini barındıran önemli bir alandır. Pek çok farklı botanik bitki ve canlı türü bu bölgede yaşamaktadır. Belek ayrıca deniz kaplumbağası üreme alanıdır. Nesli tükenme tehlikesi yaşayan Caretta Caretta türü deniz kaplumbağaları burada üremektedir.

ANTALYA
ANTALYA

“ANTALYA TARİHÇESİ”

Bergama Kralı II.Aktalos akıncılarına “Gidin bana yeryüzünün cennetini bulun” der. Akıncılar kralın bu emriyle yola çıkıp diyar diyar dolaşır ve sonunda Antalya’nın bulunduğu yere geldiklerinde, karşılarındaki eşsiz güzelliğe bakarak “Cenneti bulduk” derler. İşte o gün kurulan kent “Attalia”, bu gün de size cenneti hissettirecek.

Antalya ve çevresinde birçok antik şehir yer alır. Antalya yolu üzerindeki Aspendos, Perge ve Side bunlardan bazılarıdır. Antalya ayrıca şelaleler şehri olarak da ün yapmıştır. Düden, Manavgat ve Kurşunlu Şelaleleri, yerli ve yabancı binlerce turistin uğrak yerleri arasında yer alır. Yayla ve kış sporlarının yapıldığı Beydağları ve Saklıkent ise şehrin birer doğal güzellikleridir.

İmparator Hadrianus Milat’dan sonra 130 yılında Antalya’yı ziyaret ettiğinde onun şerefine şehir duvarlarına üç kemerli bir kapı inşa edilmiştir. Hadrianus Kapısı bugün bütün güzelliği ile hala görülebilir durumdadır. Birbirinden güzel çeşitli sub-tropikal bitkilerin süslediği Atatürk ve Karaalioğlu Parklarından günün her saatinde değişen renk tonlarıyla Antalya Körfezi ile bütünleşen Bey Dağları’nın tablo gibi manzarasına doyum olmaz.

Sabah yelken açanlar öğleden sonra Antalya Marina’nın sakin ortamında dinlenebilirler. Geceleri aydınlatılan eski şehir surları kente tarihi kimlik kazandırır. Paleolitik (Yontma Taş Devri) çağdan Osmanlı dönemine uzanan eserlerin sergilendiği Arkeoloji Müzesi yörenin zengin tarihini yansıtır. Sonbaharda yapılan Antalya, Altın Portakal Film Festivali hem katılanları hem de izleyenleri cezbetmektedir.

Antik devirlerden kalma en iyi korunmuş tiyatro olan Aspendos tiyatrosu 15.000 kişilik kapasitesi ile bölgenin en iyi korunmuş antik tiyatrosudur. Bugün hala çeşitli konser, bale, opera ve tiyatro gösterileri için kullanılmakta olan tiyatronun koridorları, sahne süslemeleri ve akustiği mimarın ustalığını kanıtlamaktadır. Tiyatronun yakınında bazilika, agora ve Anadolu’nun en uzun su kemerlerinin kalıntıları yer almaktadır. Tüm bu doğal ve tarihi güzelliklerin toplandığı Antalya, Anadolu’nun en bereketli coğrafyasında kurulmuştur. Tarihi boyunca da hep kültürün, sanatın, mimarinin ve mitolojinin doruğudur.

KALEİÇİ (ESKİ ŞEHİR)

“KALEİÇİ”

Kaleiçi, Antalya’nın kalbi olarak bilinen bölgede yer almaktadır. Şehrin ilk yerleşim alanı olduğu için “Eski Şehir” olarak ifade edilir. Başlangıçta kale iken, duvarları deniz ile çevrilmiştir. Tüm duvarları hala ayakta olmasa da, geçmişi anımsatacak önemli bölümleri mevcuttur. Kale duvarlarından geriye tek kalan giriş kapısı Hadrian Kapısı’dır.

Surlardan günümüze şehrin içindeki bazı burçlar ile Hadrian Kapısı ve yanındaki kuleler, limana bakan büyük kule ve liman surlarının bazı parçaları kalabilmiştir. İki surdan biri yat limanını, diğeri şehri at nalı gibi kuşatır. Kale Kapısı Meydanı’nda ayakta kalan kulelerden birisi saat kulesi olarak kullanılmaktadır. Surların kente girişi sağlayan dört kapısı vardır.

İç sur, yarım daire şeklinde yat limanını kuşatır. Restorasyon çalışmaları sonucunda Kaleiçi, pansiyonları, barları, çarşısı ile turizm merkezi haline gelmiştir. Liman ise yat limanı olarak düzenlenmiştir. Keleiçi restorasyon çalışmalarından dolayı Turizm Bakanlığı’nı 28 Nisan 1984 de FİJET tarafından Altın Elma (Turizm Oskarı) ödülü verilmiştir.

Kaleiçinde tüm dar sokaklar sizi bir şekilde tarihi limana götürür. Sanki manyetik bir güç sizi çekiyormuş gibi hissedersiniz. Bu yürüyüş eski Roma limanı ya da marinanın çarpıcı güzelliği sayesinde oldukça cazip bir şekilde denize bağlanır.

ÖREN YERLERİ
TERMESSOS

“TERMESSOS”

Termessos Antalya’ya 34 kilometre mesafedeki bir Doğal Park olan Güllük Dağı içerisinde batı tarafında 1050 metre yükseklikte bir plato üzerindedir.
Termessos Türkiye’nin en önemli antik kentlerinden biridir. 4200 kişilik tiyatrosu ve yüzlerce kalıntısıyla çok geniş bir alana yayılmıştır. Mutlaka görülmelidir.
ARIASSOS

“ARIASSOS”

Antikite’den kalma Ariassos,Antalya Burdur otoyolu’nun 48. Kilometresinde, Çubuk boğazı’ndan sonra 1 km batıda yer almaktadır. Akkoç köyü sapağından ulaşılmaktadır. Kent, antik çağda Pisidya adı verilen bölgede bulunmaktadır.

Antik kent, diğer Psidya kentleri gibi M.Ö. 3000’li yıllarda kuzeyden göçen İskitler tarafından kurulmuştur. Bir dağın yamacında kurulmuş olan şehir hamamları, kaya mezarları açısından görülmeye değerdir.

OLİMPOS

“OLİMPOS”

Kemer ve Arasan arasındadır. Phaselis’i geçtikten sonra Antalya-Kumluca yolu üzerinde bir levha Olimpos yolunu gösterir. Çıralı, olimpos’un yanında eski bir liman köyüdür.

Milattan önce 2. Yüzyılda kurulan kent 6. Yüzyılda boşalmıştır. Ünlü Bellerophontes – Chimera savaşı burada yapılmıştır. Çıralı’dan sonra önce bir dere yatağından geçen ardından dar ve engebeli bir yokuştan bir saatlik bir yürüyüş sizi Chimera’nın eşsiz oğal ortamına götürcektir.

Chimera çevredekiler tarafından dağdan çıkan ve sürekli yanan doğal gaz nedeniyle “Yanartaş” olarak tanınmaktadır.

PHASELIS

“PHASELIS”

Phaselis’e Antalya-Kmemer otoyolunun 57. Kilometresinden sola bir kilometre döndükten sonra ulaşılır.

Rodoslular tarafından milattan önce 7. Yüzyılda kurulan kent doğu Likya’nın en önemli liman kenti olarak bilinir. Üç iskelesi bulunan antik kentin içine 20-24 metre genişliğine bir cadde bulunmaktadır. Caddenin batı ucunda Hadrian geçidi,sağ ve sol yanlarında ise dükkanlar ve hamamlar bulunmaktadır. Kente kara ve deniz yolu ile ulaşmak mümkündür.

 

LİMRA

“LİMRA”

Milattan önce 5. Yüzyıldan beri var olduğuna inanılan kent Kumluca Finike karayolunun 11. Kilometresindedir. 141 yılında yaşanan depremde önemli bir hasar görmüş olan kent ayakta kalmayı başarmış fakat 7. Ve 9. Yüzyılda arap işgaline uğramasının ardından boşalmıştır.

ARCYCANDA

“ARCYCANDA”

Kumluca – Finike otoyolunun Turunçova mevkiine 26 kilometre uzaktadır. Akarçay vadisini kontrol eden kentin tam olarak ne zaman kurulduğu bilinmemektedir.

Buluntulara göre kentin milattan önce 5. Yüzyılda var olduğu düşünülmektedir. M.S. 240 yılında yaşanan depremde önemli ölçüde zarar gören kent 11. Yüzyıla kadar canlılığını sürdürmüştür. Bizans döneminde alanda olarak bilinen kentin birçok binası iyi korunmuş durumdadır.

DEMRE (MYRA)

“DEMRE (MYRA)”

Finike’ye 25 km Kaş’a 48 km uzaklıktaki Demre, Likya uygarlığının 6 büyük şehrinden biridir. İlk kez M.Ö 5. yüzyılda yerleşim merkezi haline gelen Demre, önceleri deniz kıyısındayken, Demre çayının getirdiği alüvyonlar sonucunda denizle olan bağlantısı kesilmiştir.

Şehir M.S 9. yüzyıldaki Arap istilaları sonrasında terk edilmiştir. Kaya mezarları, tiyatro ve St. Nicholas kilisesi görülmeye değer yapılardır.. Hadrian tarafından yaptırılan içinde tahıl ambarı da bulunan Andriake limanını Demre ile bağlantısı vardır.

ST. NİCHOLAS KİLİSESİ

“ST. NİCHOLAS KİLİSESİ”

Yaygın olarak Noel Baba olarak bilinen St. Nicholas MS. 245’te Fethiye yakınlarında Patara’da doğmuş ve MS.363 ölmüştür. Zengin bir ailenin iyi eğitilmiş oğlu olan St. Nicholas hayatını insanlara özellikle de çocuklara ve denizcilere yardıma adamıştır.

Bu yardımlarının sağladığı ünü bugüne ek Noel Baba efsanesi olarak gelmiş ve güncelliğini korumuştur. Demre rahibi olarak insanlara dini ve sosyal yardımlarda bulunan St. Nicholas ölünce Demre’ye gömüldü ve mezarının yanına adına bir kilise inşa edildi. 1080’de İtalyan korsanlar mezarı soyarak bazı kemikleri Bari’ye kaçırdılar.

Ancak kalan bazı kemik parçaları bugün Antalya müzesindedir. İlki 5-7 Aralık 1983 yılında yapılan Noel Baba sempozyumu, o günden beri değişik din ve eğitimlerden gelen insanların katılımıyla her yıl tekrarlanıyor. Bu sempozyumda St. Nicholas’ın çizgisinden gidilerek değişik din ve inançlardan olan insanlara barış,dostluk ve kardeşlik çağrısı yapılıyor.

SİLLYON

“SİLLYON”

Silyon’a Antalya-Alanya karayolunun 35.km sonrasından 8 km kuzeye giderek ulaşılınabilinir.

Düz bir ovada elips şeklinde bir platonun üzerinde yer alan Silyon Akdeniz’in en eşsiz manzaralarından birine sahiptir. MÖ. +.yy’da kurulan şehir Hellenistik,Roma ve Bizans dönemlerinin yanı sıra Selçuklu dönemlerinde de önemini korumuştur.

Önemli kalıntılar arasında stadyum ve Selçuklular zamanında inşa edilen cami ve spo alanları yer alır. Ancak platodaki tiyatro depremler sırasnda oldukça hasar görmüştür.

SİMENA (KALE)

“SİMENA (KALE)”

Yaygın olarak Noel Baba olarak bilinen St. Nicholas MS. 245’te Fethiye yakınlarında Patara’da doğmuş ve MS.363 ölmüştür. Zengin bir ailenin iyi eğitilmiş oğlu olan St. Nicholas hayatını insanlara özellikle de çocuklara ve denizcilere yardıma adamıştır.

Bu yardımlarının sağladığı ünü bugüne ek Noel Baba efsanesi olarak gelmiş ve güncelliğini korumuştur. Demre rahibi olarak insanlara dini ve sosyal yardımlarda bulunan St. Nicholas ölünce Demre’ye gömüldü ve mezarının yanına adına bir kilise inşa edildi. 1080’de İtalyan korsanlar mezarı soyarak bazı kemikleri Bari’ye kaçırdılar.

Ancak kalan bazı kemik parçaları bugün Antalya müzesindedir. İlki 5-7 Aralık 1983 yılında yapılan Noel Baba sempozyumu, o günden beri değişik din ve eğitimlerden gelen insanların katılımıyla her yıl tekrarlanıyor. Bu sempozyumda St. Nicholas’ın çizgisinden gidilerek değişik din ve inançlardan olan insanlara barış,dostluk ve kardeşlik çağrısı yapılıyor.

KAŞ

“KAŞ (ANTİPHELLOS)”

Likya şehirlerinden biri olan Kaş’ın adı Yunancada taşlık yer anlamına gelen “Phellos” tan gelir. Kaş bugünde iyi korunmuş kaya mezarları ve tiyatrosuyla görülmeye değer bir sahil kasabasıdır.

Meis Adası’na en yakın noktayı oluşturan Kaş’ta tarihi eserleri ve doğa güzellikleriyle önemli turizm potansiyeli vardır. Kaş’ın etrafında yer alan 6 adet mağaradan Kaş’a 18 km. uzaklıktaki Mavi Mağara, Aşırlı Adası Deniz Mağarası, güvercinleri ile ünlü Güvercinlik Mağarası en ünlü olanlardır.

Kaş’ta artan turizm faaliyetleriyle birlikte, trekking, dağcılık, rafting gibi doğa sporları da gelişmektedir. Gömbe’deki Yeşilgöl ve Uçarsu Şelalesi turist çeken doğa alanlarındandır. Akdağ’ın dibinde bulunan 1220 rakımlı bir yayla kasabası olan Gömbe Kaş’tan 65 km uzaklıktadır. 3015 m. yüksekliğindeki Akdağ ise Batı Toroslar’da Kızlar Sivrisi’nden sonra en yüksek zirvesidir.[kaynak belirtilmeli]

Gömbe’de Komba antik kenti ve buradan 13 km. uzaklıkta Nisa antik kenti vardır. Ayrıca Kaş içinde Kandyba antik kenti vardır. Kaş’a 12 km uzaklıkta Phellos antik kenti bulunur.

Turistik açıdan önemli olan Kekova’daki batık şehre Kaş’tan tekne ile gidildiği gibi karadan Üçağız’a gidilip kayıkla da gezilebilir. .

İlçede dalış ve yamaç paraşütü başta gelen sporlar arasındadır. Türkiye’nin en iyi dalış bölgesi olarak kabul edilir.

 

SİDE

“SİDE”

Side’ye Manavgat yolundan 3 km önce sağa dönülerek ulaşılır. Kuruluş tarihi tam olarak bilinmeyen şehrin adı ‘Nar’ anlamına geliyor. Side’nin tarihinin Hititlere kaar uzandığını bulunan kalıntılardan biliyoruz.

Yarımada üzerine kurulan şehir Hellenistik ve Roma dönemlerinde saldırılara karşı duvarlar sayesinde korunmuştur. Özellikle Toroslardan su getiren su kemerleri görülmeye değer eserler olarak günümüze kadar gelmiştir. 15000 kişilik tiyatroda önemli tarihi kalıntılar arasındadır. Roma tiyatrolarından farklı olarak Side’deki bir yamaca inşa edilmemiştir. İki katlı tiyatro 20 mt yükseklikteki bir dizi kanal üzerine yerleştirilmiştir.

Tiyatronun altından yağmur suyu kanalları geçmektedir. Şehirde ayrıca çok sayıda su kemerleri, hamam, tapınak ve bir tane agora bulunmaktadır.

PATARA

PATARA

Kalkan-Fethiye yolunda, Kalkan’dan yaklaşık 10 km önce ve güneyde yer alır Patara. Şahrin merkezinde bulunan renkli seramikler, şehrin tarihinin MÖ 5. Yüzyıla dek uzandığını göstermektedir. St. Nicholas’ın oğum yeri olmasının yanı sıra, Büyük İskender zamanının önemli bir liman şehriydi.

Biri Patara’ya giden üç kapılı surlar MS. 110’da vali Modestus tarafından yaptırılmıştır.En önemli kalıntılardan biri bugün kumların altında gömülü olan tiyatrodur.

XANTHOS

XANTHOS

Xanthos nehrinin vadisine kurulan şehir Likya uygarlığının en eski ve en büyük şehridir. MÖ 429’daki Pers istilalarına kadar bağımsız olan Xanthos, şehirlerini istilacılara karşı cesurca savunmuş ancak başarılı olamayacaklarını anlayınca önce kadınlarını öldürmüşler ve kendilerini ateşe atarak topluca intihar etmişlerdir.

Daha sonra bölgeye göç eden 80 aile şehri yeniden kurmuş fakat yaklaşık 100 yıl sonra şehir bir yangınla yerle bir olmuştur. Yeniden inşa edilen şehir batı ile ilişkilerini güçlendirecek,önemli bir merkez haline gelmiş ancak şanssızlıklardan kurtulamamıştır. Romalı Brutus’un vergilerine direnince, şehir tahrip edilmiş ve alk savaşa sürüklenmiştir ve Xanthos felaketler şehrine dönüşmüştür.

Şehir Likya merkezi etrafında oluşmuştur ve dışında Roma şehir merkezinin kalntıları vardır. Roma tiyatrosu ve tiyatronun batısındaki kalıntılar bugün de ilgi çekmektedir. Kayalar üzerindeki Harpy heykeli en önemli eserlerden biridir. Orjinali İngiltere’de British Museum’da bulunan eserin yerinde yalnızca kopyası

LETOON

“LETOON

Kınık-Fethiye yolndan batıya doğru 5 km gittiğinizde Letoon’a ulaşılır. Tarihi,Xanthos ile yakından ilgili olan Letoon, Likya uygarlığınınen önemli din merkezlerinden biridir.

Yükselen su seviyesi nedeniyle, arkeolojik kazılar ertelenmiştir. Yüzeydeki kalıntılar ise MÖ. 7. Yy ve MS. 6. Yy sürecini kapsamaktadır. En önemli kalıntı ise Yunan stilinde inşa edilmiş tiyatrodur.

PERGE

“PERGE”

Aksu ve Düden akarsuları arasında kurulu şehir Antalya’nın 18 km doğusunda yer alır. Sahil şeridinde olmadığı için korsan istilalarına uğramayan şehir gelişerek varlığını korumuştur.

MÖ.332’de Büyük İskender ile anlaşarak savaşa gitmeyen Perge,Hellenistik, Roma ve Bizans dönemlerinde varlığını sürdürmüştür. MS. 2. yy’da yapılan 15.000 kişilik tiyatro,Aphrodisias tiyatrosundan sonra en iyi korunmuş eserdir. Tiyatronun altında alışveriş merkezi olarak kullanıldığı düşünülen 30 tane oda vardır.

Çevredeki kazılardan çıkan kalıntılar Antalya Müzesinde korunmaktadır. Bunların yanı sıra Perge’de pek çok sur, agora,kilise ve antik yollar bulunmaktadır.

ASPENDOS

“ASPENDOS”

Antalya-Alanya karayolunun 4 km kuzeyinde yer alan Aspendos’un tarihi MÖ. 5. Yy’a dayanır.

MS. 2.yy’da inşa edilen Aspendos tiyatrosu Selçuklular tarafından onarılarak kervansaray olarak kullanılmıştır. Er basamak arasında yarım metrelik aralar bulunan tiyatro 17.000 kişi ve 500 kişilik orkestra alabilecek kapasitededir. Tiyatro bugün de konser ve festival gösterileri için kullanılmaktadır.

Tiyatronun etraındaki agora ve kiliselerin dışında 15 km’lik basınçlı su kemeri de Roma mimarisinin en önemli eserleri arasında sayılmaktadır.

SELEUKIA

“SELEUKIA”

Seleukeia antik kentine ulaşmak için Side yönünden Manavgat şehir merkezine girmeden sola dönen yoldan 4 km sonra Manavgat Şelalesi’ni, geçtikten sonra barajlar yönüne devam Bucakşeyhler köyüne gitmek gerekir.

Kent, Büyük İskender’in haleflerinden Suriye Kralı I. Selevkos Nikator (MÖ 321-280) adına kurulmuş olan 9 kentten biridir. Kentin bilinen diğer adı Lyrbe dir.

1972 ile 1979 yıllan arasında İstanbul Üniversitesi adına Prof. Dr. Jale İnan ve ekibi tarafından kısmen kazılıp, onarılarak gezilebilir hale getirilmiş, bu çalışmalar sayesinde gün ışığına çıkarılan iki Hellenistik mozaik buluntusu ile güncelliğini devamlı korumuştur.

Side’nin 23 km kuzeydoğusunda yer alan Seleukia’da kazılar 1972 yılından beri sürmektedir. Belde özellikle güzel manzarası ve çam ormanlarıyla ünlüdür.

ALANYA

“ALANYA”

Alanya, Antik çağlarda korsanlara, Bizans döneminde derebeylerine ev sahipliği yapmış ve nihayet Anadolu Selçukluları döneminde de başkentliğe yükselmiş ender güzellikteki tarihi bir şehirdir.

Tarihte bilinen ilk adı Coracesium’dur. MÖ 4. yüzyılda Persler’in istilası altındadır. Daha sonra korsanların barınağı olmuştur. MÖ 139 yılında Seleki kralı kenti istila etse de korsanların barınağı olmaktan kurtulamamıştır. MÖ 65 yılında Romalı komutan Magnus Pompeius tarafından Roma İmparatorluğu topraklarına katılan şehir, Roma’nın çöküşü ile Bizans döneminde adı da “güzel dağ” anlamında Kalonoros olur.

Kent, 1221 yılında Anadolu Selçuklu Sultanı Alaaddin Keykubat tarafından ele geçirilmiştir. Sultan Alaaddin Keykubat derebeyi Kyr Vart’ın kızıyla evlenerek kenti yeniletmiş ve kışlık başkent yapmıştır. Kentin adını da Alâiye olarak değiştirmiştir. Alaaddin Keykubat döneminde şehir en parlak günlerini yaşar. Bugünkü kale, tersane ve hala ayakta duran yapıların birçoğu o dönemdendir.

KERVANSARAYLAR
EVDİR HAN

“EVDİR HAN”

Antalya’nın 18 km kuzey batısında yer alan han,1219 yılında Selçuklu Sultanı İzzettin Keykavus tarafından yaptırılmıştır. Odalarla çevrili geniş bir avlusu ve batıya açılan oymalı bir kapısı vardır.

KIRKGÖZ HAN

“KIRKGÖZ HAN”

Antalya’nın 31 km kuzeybatısındadır. 1247 yılında Selçuklu Sultanı 2. Gıyasettin Keyhüsrev tarafından kurulmuştır.

Han bugüne kadar sağlam olarak korunabilmiştir. Han’ın ortasındaki sofa etrafında çok sayıda oda vardır. Merkezde ise bir kuyu vardır. Kuzey tarafında ise çok geniş bir salon vardır.

ALARA HAN

“ALARA HAN”

Alanya’ya varmadan 30 km önce otoyol üzerinde bir dönüştedir. 1231 yılında Selçuklu Sultanı Alaaddin Keykubat tarafınan kurulmuştur. Girişteki büyük geçidin üzerinde kabartma ve aslan başı motifleri vardır.

SERAPSU HAN

“SERAPSU HAN”

Alanya’ya 15 km mesafedeki han Selçuklu Sultanı Gıyasettin Han tarafından kurulmuştur. (1236-1245) Geniş bir alan üzerinde kurulmuş olan binanın taş tavanı vardır ve bugüne kadar sağlam olarak korunmuştur.

Kale görüntüsü veren binanın esas girişi kuzey tarafındaır. Heen yakında bir de cami vardır.

ALARA KALESİ

“ALARA KALESİ”

Alara çayı üzerinde yükselen bir kayanın üstünde bulunan kulenin ne zaman inşa edildiği bilinmemektedir. Fakat 1231 yılında Selçuklular zaptettikten sonra tamir edilmiştir. Osmanlılar zamanında da uzun süre kullanılmıştır.

Kayadan oyma bir tünel merdiven ile kuleye çıkılmaktadır.

 

MAĞARALAR
KARAİN

“KARAİN MAĞARASI”

Antalya’nın 31 km kuzeybatısında yeralmaktadır. Katran dağının bittiği noktada yağcı köyünün sınırında kireçtaşı oluşumlarının açtığı doğal mağra paleolitik, neolitik, kalkolitik dönemde insanların sığındığı bir yer olmuş, aynı zamanda dış yüzeyde bulunan çizim ve kalıntılardan dağ tanrıçasına ev sahipliği yaptığı anlaşılmıştır.

1946 yılından bu kazılar sürmektedir. Bu kazılar sonucu yerleşimin 50000 yıl öncesine dayandığı anlaşılmıştır. Karain, Türkiye’de yerleşim yeri olan en büyük mağaradır. Tarihi buluntular küçük Karain Müzesinde ve Antalya Müzesinin tarih öncesi bölümünde sergilenmektedir.

BELDİBİ

“BELDİBİ MAĞARASI”

Antalya’nın 25 km kuzeybatısında kıyı şeridinde olan mağarada tarih öncesi buluntuları tespit edilmiştir. Ayrıca bir duvar resmi de vardır.

KARATAŞ

“KARATAŞ MAĞARASI”

Birçok sarkıt ve dikitleri bulunan mağara solunum yolları hastaları için idealdir. Alanya’da olan mağarada nem oranı %90 a varmaktadır.

DAMLATAŞ

“DAMLATAŞ MAĞARASI”

Çok renkli sarkıt ve dikitleri olan mağarada sıcaklık 22-33 derecedir ve %98 nemlilik vardır. Astım ve kronik bronşit hastaları için iyi geldiği belirtilmektedir.

FOSFOR

“FOSFOR MAĞARASI, HAYDUTLAR MAĞARASI, ÂŞIKLAR MAĞARASI”

Bu üç mağaraya da Alanya limanından kalkan botlar ile ulaşılır. Fosfor Mağarası’nın adı parlayan taşlarından, Haydutlar ya da Kızlar mağarasının adı haydutların kaçırarak hapsettiği kızlardan, Aşıklar mağarasının adı ise Kleopatranın gençlik banyosu yaptığı yer olmasından gelmektedir.

AŞIKLAR

“FOSFOR MAĞARASI, HAYDUTLAR MAĞARASI, ÂŞIKLAR MAĞARASI”

Bu üç mağaraya da Alanya limanından kalkan botlar ile ulaşılır. Fosfor Mağarası’nın adı parlayan taşlarından, Haydutlar ya da Kızlar mağarasının adı haydutların kaçırarak hapsettiği kızlardan, Aşıklar mağarasının adı ise Kleopatranın gençlik banyosu yaptığı yer olmasından gelmektedir.

HAYDUTLAR

“FOSFOR MAĞARASI, HAYDUTLAR MAĞARASI, ÂŞIKLAR MAĞARASI”

Bu üç mağaraya da Alanya limanından kalkan botlar ile ulaşılır. Fosfor Mağarası’nın adı parlayan taşlarından, Haydutlar ya da Kızlar mağarasının adı haydutların kaçırarak hapsettiği kızlardan, Aşıklar mağarasının adı ise Kleopatranın gençlik banyosu yaptığı yer olmasından gelmektedir.

ALTINBEŞİK

“ALTINBEŞİK MAĞARASI”

Ürünlü kasabasına yakın olan mağaraya ulaşmak zordur. Beyşehir gölüne yer altından bağlı olduğu kanıtlanan mağara bilimsel açıdan önem taşımaktadır.

“HİÇ ŞÜPHESİZ Kİ ANTALYA DÜNYANIN EN GÜZEL YERİDİR.” – MUSTAFA KEMAL ATATÜRK. 

Bergama Kralı II.Aktalos akıncılarına “Gidin bana yeryüzünün cennetini bulun” der. Akıncılar kralın bu emriyle yola çıkıp diyar diyar dolaşır ve sonunda Antalya’nın bulunduğu yere geldiklerinde, karşılarındaki eşsiz güzelliğe bakarak “Cenneti bulduk” derler.

Mavinin ve yeşilin her tonunu bulabileceğiniz Antalya, Anadolu’nun en bereketli coğrafyasında yer alır. 2200 yıllık bir geçmişe sahip olan bu kent, dünyanın cennet köşelerinden birisidir. Roma, Fenike, Selçuklu ve Osmanlı gibi pek çok medeniyetin mirasını barındıran bu büyüleyici şehir, bugünün dünyasında da bir cazibe merkezi olmayı sürdürmektedir. Antalya bu özelliği her yıl milyonlarca turist çekmektedir.

İşte o gün kurulan kent “Attalia”, bugün de size cenneti hissettirecek. 

“3.000 yıllık tarihi ve emsalsiz doğal güzellikleri ile geçmişten bugüne bir çok medeniyetin merkezidir Antalya.”

– Susesi Luxury Resort

İLETİŞİM

Hızlı bir şekilde iletişime geçmek için...